SOYLU SOYSUZ / Faddey Bulgarin

“Elimdeki fazlalıklarla zevk düşkünü sefihlerin karnını doyurmaktansa fukarayı doyurmayı evla bulduğum için ziyafetler vermedim, borç isteyen müsriflere metelik koklatmadım. Adımı cimriye çıkardılar. Asilzadelerin evlerindeki şahsi şapellere resmî üniformamla dikilip gösteriş yapmak yerine, ahaliyle beraber umumi kiliselerde dua etmeye gittim. Adımı dinsize çıkardılar. Mutlakîyet idaresinin yegâne gayesinin tebaanın selameti olduğunu bildiğimden devlete katiyen isyan etmedim lakin makamlarını âdeta bir arpalık gibi görüp sadece kendi keselerini doldurmayı ve akrabalarını memuriyete sokuşturmayı düşünen yetki gaspçısı zorbalara karşı avazım çıktığı kadar bağırdım. Adımı bozguncuya çıkardılar. O iyi yürekli asilzadeleri, namuslu memurları bütün kalbimle övüp onları zalimlere ve rüşvetçilere örnek gösterdim. Adımı fitneciye ve tarafgire çıkardılar. Çoğu zaman öfkemi dizginleyemeyip başkaları için yazdığım dilekçelerde hakikati en ağır ifadelerle gözler önüne serdim ve eğriye eğri, doğruya doğru dedim. Adımı müzevire çıkardılar. En nihayetinde şahsıma atfedilen bütün bu vasıflar tek bir isimde, huzur bozan adam adında birleşti ve beni polis gözetimi altında yaşamak üzere bu şehre sürdüler.”

TAKDİM

Türkçeye ilk kez kazandırılan bu roman (orijinal ismiyle İvan Vıjigin), Rus edebiyatının çehresini kalıcı olarak değiştirmiş bir başyapıttır. 1829’da ilk kez yayımlandığında edebiyat dünyasını derinden sarsmıştır. Popüler bir kitabın 1.000 adet satmasının yıllar aldığı bir devirde, sadece ilk beş günde 2.000 adet satarak Rusya’nın ilk gerçek “çok satan” romanı ünvanını kazanmıştır. Roman öylesine büyük bir rağbet görmüştür ki tüccarlar sırf kitabın şöhretinden faydalanmak için tezgâhlarında “Vıjigin Şapkaları”, “Vıjigin Mendilleri” ve “Vıjigin Korseleri” satmaya başlamıştır. Faddey Bulgarin’in bu eseri, âdeta edebiyat tarihçilerinin uzun süre üstünü örtmeye çalıştığı gizli bir temel taşıdır. Nikolay Gogol, Bulgarin’in mirasını devralmıştır, öyle ki Ölü Canlar, yapısal olarak Soylu Soysuz’un kusursuz bir izdüşümü gibidir. Dostoyevski’nin karanlık, suç dolu ve tekinsiz St. Petersburg tasvirlerinin kökeninde yine bu roman yatar. Toplumun acı gerçeklerini olduğu gibi yansıtmayı hedefleyen İvan Turgenyev ve Nikolay Nekrasov gibi isimlerin filizlendirdiği Doğal Okul (Naturalnaya Şkola) akımı, aslında Bulgarin’in yıllar önce başlattığı bir geleneği ideolojikleştirmiştir. Bulgarin’i azılı rakibi olarak gören Aleksandr Puşkin, romanın elde ettiği şöhretten bilhassa rahatsız olmuş ve onunla hararetli bir husumete girmiştir. Rus edebiyatının Avrupa’yı Tolstoy’la, Dostoyevski’yle fethettiği sanılır. Oysa Soylu Soysuz, onlardan yıllar önce sınırları aşıp anında Fransızcaya, Almancaya, İngilizceye, İtalyancaya ve Lehçeye çevrilmiştir. Rus edebiyatının ilk pikaresk romanı olmasının yanı sıra, sivri dilli bir ahlak manifestosu ve acımasız bir toplumsal hicivdir. Kahramanımız diyardan diyara, elden ele sürüklenirken okuyucu da onun gözünden taşra bürokrasisini çürüten rüşvet çarklarına, başkent elitlerinin ikiyüzlü ve gösteriş budalası salonlarına, açgözlü tüccarların hilelerine ve yozlaşmış mahkeme salonlarındaki adaletsizliklere şahit olur. Onun yolculuğu, iyilik ile kötülük, erdem ile kokuşmuşluk ve gerçek aşk ile sahte arzular arasında verilen kıyasıya bir mücadeledir.

KİTABI SATIN AL

Yorum yapın